Özlemek..Sevmek..Beklemek..
Neydi kim bilir..
Ne zor sessizlikte nefes alış verişinden ürperirken,adını sayıklayacak kimsenin olmaması..
Ne zor evin odalarında sadece kendi sesinin yankılarını duymak..
Ne zor geceleri kabuslara kapılıp gittiğinde, ''yanındayım'' diyecek birinin olmayışı..
Zor işte..
Mesela, masaya tek servis açmak hep en derin yaradır aslında..yada sabah uyandığında kahveni paylaşacak belki de içini gülüşüyle kahveden daha çok ısıtabilecek bir sevilmeyi hakedenin olmaması..
Zordur yalnızların işi..
Eve giderler; teker teker ışıkları yakarlar, anahtarı masaya sessizce koyar ve ilk iş kahve makinasının başına gider kahve hazır olana kadar üzerlerini çıkartır ve kahve kupasına dokunana kadar hep bir ürpertiyle nefes alıp verirler..
Sonra mı ?
Önce ellerini ısıtırlar..ve bir yumdum aldıklarında gülümserler..
Çünkü artık yalnız değildirler..Kahve ve huzur eşlik edecektir gecenin kalanında..
Ve yatağa uzanırlar..
Çift kişilik yalnızlıkları bekler o karanlık odada..
Bilirler..
Saatlerce koltukta kıvrılırlar ama huzursuzluk kaplar,zorda olsa yalnızlıklarının uzandığı yataklarına geçerler..
Tavan hazırda bekler, günün özetini dinlemek için..yada pişmanlıklar, keşkeler..
Nasıl uykuya daldıklarını hiç bir gecenin sabahında anımsayamaz yalnızlar..
Ve güneş doğar..
Günaydın...
Kahve fincanına dokunana kadar o gün başlamamıştır..
Ne zaman ki kahvenin sıcaklığını hissederler,
İşte bir yalnız o zaman yeni güne MERHABA der..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder